İslam, hayatın her alanında dengeyi, adaleti ve ölçüyü emreden bir dindir. Yüce Allah, evrende muazzam bir mizan var ettiği gibi, Müslüman birey ve toplumların da aşırılıklardan uzak durarak bir denge üzere yaşamasını ister. İslam düşüncesinde bu dengenin bozulması, iki tehlikeli kavramla ifade edilir: İfrat ve Tefrit. Bu iki uç noktadan uzak durup ortayı bulmak, Kur’an-ı Kerim’in hedeflediği ideal insan modelini oluşturur.
1. İfrat ve Tefrit Nedir?
Sözlükte ve ıstılahta bu iki kavram mizanı bozan iki ayrı ucu temsil eder:
- İfrat: Herhangi bir konuda ölçüyü aşmak, aşırı gitmek, normal sınırların ötesine geçmektir. Dinde bağnazlık, aşırı şekilcilik veya helal olan şeyleri bile kendine haram kılma eğilimi ifrattır.
- Tefrit: İfratın tam zıttıdır. Bir konuda gevşek davranmak, ihmalkarlık etmek, sınırların çok altında kalmaktır. Dini hükümleri hafife almak, sorumlulukları tamamen terk etmek tefrittir.
2. Kur’an’ın Hedefi: Vasat (Denge) Toplumu Olmak
İslam, müminleri ne ifratın katılığına ne de tefritin gevşekliğine mahkum eder. Kur’an-ı Kerim, Müslüman toplumun niteliğini Bakara Suresi 143. ayette açıkça ortaya koyar:
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَه۪يدًاۜ
Türkçe Meali:
“İşte böylece, insanların üzerine şahitler olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun diye sizi vasat (orta yolu benimseyen, dengeli) bir ümmet kıldık.”
Tefsiri ve Ölçüsü:
Ayerte geçen “vasat” kelimesi, hem “en hayırlı, en adil” hem de “iki ucun ortasında yer alan dengeli” anlamına gelir. Müslümanlar, inançta, ibadette, ahlakta ve dünyevi ilişkilerde aşırılığa kaçmayan, adaleti ayakta tutan örnek bir model olmak zorundadır. Dengeli bir toplum, insanlığın doğrusunu ve yanlışını ölçebilecek bir hakikat terazisi (şahit) vazifesi görür.
3. Hayatın Her Alanında Denge Ölçüsü
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “İşlerin en hayırlısı orta yollu olanıdır” buyurarak ifrat ve tefritten kaçınmanın pratik yollarını bizzat hayatıyla göstermiştir:
- İbadette Denge: İslam’da hiç uyumadan sürekli namaz kılmak ya da ömür boyu aralıksız oruç tutmak gibi aşırılıklar (ifrat) hoş karşılanmamıştır. Aynı şekilde ibadetleri tamamen boşlamak da (tefrit) kabul edilemez. Doğru olan, sürekliliği olan ve fıtrata uygun dengedir.
- Harcamada Denge: Furkan Suresi 67. ayette buyrulduğu gibi, müminler harcadıkları zaman ne savurganlık (ifrat) ederler ne de cimrilik (tefrit) yaparlar; ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar.
- Duyguda Denge: Sevgi ve öfkede de ölçülü olmak esastır. Bir insanı severken hatasız görecek kadar abartmak veya birine öfkelenirken adaleti çiğneyecek kadar ileri gitmek ilahi mizanı bozar.
Sonuç: Sırât-ı Müstakîm üzere Kalmak
İfrat ve tefrit, insanı yoldan çıkaran iki uçururken; bu iki uçurumun ortasındaki güvenli köprü Sırât-ı Müstakîm‘dir (Dosdoğru Yol). Bugün modern dünya, insanı ya tamamen hazza ve dünyevileşmeye (tefrit) ya da köktenci ve yıkıcı radikalizmlere (ifrat) savurmaktadır. Müslüman zihni, Kur’an’ın sunduğu denge terazisine sarılarak hem kendi iç dünyasını korumalı hem de dünyaya adil bir rehberlik sunmalıdır.