İlahi Mesajın Taşıyıcı Kurumları

İlahi Mesajın Taşıyıcı Kurumları: Vahy, Nebî ve Resûl Analizi

1. İlahi Mesajın Taşıyıcı Kurumları

İslam düşüncesinin en temel ayrım çizgisi, dinin kaynağı meselesidir. Beşeri sistemler insan aklının ve kültürünün bir ürünü iken; İslam, tamamen ilahi vahye dayanır. Yüce Allah, katındaki bu hakikatleri ve koyduğu sınırları (Hududullah) insanlığa ulaştırmak için mükemmel bir yöntem belirlemiştir. Bu yöntemin merkezinde ise ilahi mesajın taşıyıcı kurumları olan Vahy, Nebî ve Resûl kavramları yer alır.


Vahy

İlahi kelamın, emirlerin, yasakların ve evrensel mizanı kuracak olan hükümlerin, özünü ve duruluğunu hiçbir şekilde bozmadan, seçilmiş elçilere ulaştırılma yöntemidir. Vahiy, insan aklının kendi başına ulaşamayacağı gayb alemine ait bilgileri ve ilahi ölçüleri şüpheye yer bırakmayacak bir kesinlikle yeryüzüne indirir. Beşeri ideolojilerin zihni işgallerine karşı en saf hakikat kaynağı vahiydir.

إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَىٰ نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِنْ بَعْدِهِ ۚ

Nisâ Suresi, 163. Ayet: “Biz Nuh’u ve ondan sonra gelen nebîleri vahyettiğimiz gibi, şüphesiz sana da vahyettik…”

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَىٰ ﴿٣﴾ إِنْ هوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَىٰ ﴿٤﴾

Necm Suresi, 3-4. Ayetler: “O, heva ve hevesinden konuşmaz. O(nun söyledikleri), kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”


Nebî

İlahi vahye muhatap olan, Allah’tan aldığı sarsılmaz haberleri, ölçüleri ve sınırları topluma bildiren haberci kurumdur. Nebî, aldığı vahyi hayatın merkezine yerleştirerek insanlığa yaşayan bir model sunar. Toplumun heva ve heveslerine göre değil, ilahi mizana göre nasıl yaşanacağını bizzat gösteren sarsılmaz bir rehberdir. Kendisine müstakil bir kitap verilmese de, var olan ilahi yasayı ve mizanı korumak, açıklamak ve uygulamakla yükümlüdür.

كَانَ النَّاسُ أُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللَّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ وَأَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ Lِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ فِيمَا اخْتَلَفُوا فِيهِ ۚ

Bakara Suresi, 213. Ayet: “İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak nebîler gönderdi ve insanların ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak yolu gösteren kitabı indirdi…”

مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَٰكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ ۗ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا

Ahzâb Suresi, 40. Ayet: “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın resûlü ve nebîlerin sonuncusudur (hâtemu’n-nebiyyîn). Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.”


Resûl

Kendisine ilahi bir mesaj, yeni bir hukuk düzeni (şeriat) ve kitap verilerek toplumlara tebliğle görevlendirilen elçilik makamıdır. Resûl, gönderildiği toplumun karşısına sadece bir uyarıcı olarak değil, aynı zamanda hakk ile bâtılı ayıran ilahi mizanı bizzat ikame etmek üzere çıkan, elçilik görevi özel bir risalet misyonuyla tahkim edilmiş taşıyıcı iradedir. Her resûl aynı zamanda bir nebîdir, ancak elçilik görevi toplumsal bir dönüşüm ve tebliğ zorunluluğunu şart koşar.

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَسُولٌ ۖ فَإِذَا جَاءَ رَسُولُهُمْ قُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Yûnus Suresi, 47. Ayet: “Her ümmetin bir resûlü vardır. Resûlleri geldiği zaman, aralarında adaletle (kıst) hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.”

رُسُلًا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى اللَّهِ حُجَّةٌ بَعْدَ الرُّسُلِ ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

Nisâ Suresi, 165. Ayet: “Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak resûller gönderdik ki, resûllerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri (hüccetleri) kalmasın. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Yorum yapın