Beşeri Müdahalenin Kaynağı: Hevâ (Hevâyı İlah Edinmek)
Vahyin saf hakikatine yönelik her türlü ekleme, çıkarma, çağa uydurma veya tarihselleştirme çabasının arkasında yatan tek bir beşeri mekanizma vardır: Hevâ. Kur’an, insanın kendi arzu, menfaat, ideoloji ve zihni kabullerini vahyin önüne koymasını doğrudan “ilah edinmek” olarak nitelendirir.
“Hevâsını (arzularını) ilah edinen kimseyi gördün mü? Şimdi onun üzerine sen mi vekil olacaksın?” (Furkan Suresi, 43. Ayet)
- Sınırların İhlali: Ayet, nebinin veya resûlün bile hevasına uyan bir insanı doğru yola getirmek için bir zorlama yetkisi olmadığını ilan eder.
- Beşeri Müdahale: İnsan, vahyin kesin hükmünü (muhkemi) kendi döneminin veya şahsi çıkarlarının süzgecinden geçirip “bence” demeye başladığı an, hevasını ilahlaştırma sürecine girmiş demektir.
Hak ile Bâtılı Ayıran Mutlak Ölçü: Furkan
Beşeri düşünce doğası gereği görelidir; sürekli değişir, zamana ve zemine göre sınırlar üretir. Dinî alanda insanın bu değişken ve kusurlu zihnine bırakılacak hiçbir gri bölge yoktur. Allah, insanın kendi hevasıyla ürettiği bulanıklığı dağıtmak için Furkan‘ı (hak ile bâtılı, saf olan ile beşeri olanı bıçak gibi ayıran ölçüyü) indirmiştir.
“Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan’ı (Hakkı bâtıldan ayıran ölçüyü) indiren Allah ne yücedir.”** (Furkan Suresi, 1. Ayet)
- Evrensel ve Değişmez Sınır: Furkan, sadece indiği dönemin değil, tüm âlemlerin ve zamanların sınır çizgisidir. Beşeri hiçbir kültür veya felsefe bu ölçünün sınırlarını geriye çekemez.
- Bâtılın Tasfiyesi: Beşer ne kadar süslerse süslesin, Furkan’ın karşısına çıkan her beşeri müdahale, her zanna dayalı ekleme doğrudan “bâtıl” hükmünü alır ve elenir.